“Bana Aşk’ı anlatın” dedim. Önce sustular. Korkmaya başladılar ardından. Sonra ısıtmaya başladı bu cümle onları, döküldü hafifçe ağızlarından bazı cümleler. Sanki omuzlarında bir el ve o elin sıcaklığını hissetiler gibi geldi bana. Çoğunun küçük bir gülümsemeyle ve kıyılmış gözlerle odayı taradığına eminim hatta. Tek renk duvara bakıp geçmişini görmek isteyenleri gördüm sanki. Bir çoğunun düşündüğüne eminim. Mutluyum. Aşk’ı düşündü birkaç dakika çoğu. Ne yazacağını düşündü. Bazıları toparlayamayıp geri sildi yazdığını, buna eminim. Buna rağmen bana Aşk’ı anlatmaya çalışanlar vardı, kolay veya zor. İlk aklına geleni, belki klişe ve yıpranmış cümleleri söyledi bazıları, filmde görüp de hayal ettiği sevgilinin dediklerini belki. Ama sonuçta ”Bana Aşk’ı anlatın” dediğimde cevap verdi onlar. İstediğim cevabı vermeseler bile…
Çoğu olmayan bişeyi nasıl anlatayım dedi, masallara inanmıyorum dedi, başka bir kısım anlarsan bana da anlat dedi, bana sorma dediler, Aşk çiçektir, böcektir, nefestir, çikolatadır ve bla bla bla:) Tabiki bana başarısız aşk yaşamış ve yanlışlarını keşiflerinden zaman ayırıp da düzeltmeye çalışmayan bilim adamlarının falan lafları da söylendi:) İstediğim bu değildi ama…
Belki masaldır evet, ama küçükken masallar nasıl bizi sağlam büyüttüyse, şimdi de sağlam yaşlanmak için ihtiyacımız vardır Aşk masallarına. Ben Aşk’ı anlatın dedim size. Siyah-beyazın üstüne yağmur yağdıran, gökkuşağı yapan, gri gökyüzüne bakdığınızda bile başınızı gülümseyerek kaldırmanıza yardım eden, hani hızlı-hızlı nefes alıp, gülümseyip ve aynı zamanda ağlatan bir tane var ya, işte o Aşk’ı anlatın demiştim aslında size.
Ben sizden bundan sonraki en fazla 40-50 yılımı yalnızda aptal dediğimiz hayatın o saçma gerçeklerine inandırmanızı istemedim. Pekala hayat güzel olabilir:) Bazen kitap karıştırmaya ihtiyaç yoktur yaşamak için, belgesel izlemeye de. Niye dünyayı biz çizemezmişiz ki? Niye pembe gökyüzü yapmayalım? Niye yeşil bulutlar olmasın? Niye turuncu deniz, kırmızı kum yaratamazmışız? Niye Aşk olamazmış?
Ben hiçbir zaman olmayan bişeyin facebook’ta 30 dakikada 50-den fazla yorum topladığını görmedim:)
“Bana Aşk’ı anlatın” dediğimde küçük bir kız dedi ki: “Karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor, ama sen öldüğünün farkında değilsin” (c) Anıl Fatih Göçer ve “Issız Adam“
Son olarak pozitif bir Aşk şarkısı dinliyoruz:)
Aşk’a aşık olmak!?
Chox gozel yazirsan, Ayuk. Choxdan hiss etmediyim fereh qariwiq inam, umud burudu meni. Sag ol.
Çox sağ ol, Jaləə) Amma bu elə-belə, gündəlik tutmuş kimi yazdıqlarımdır)) Bu yaxınlarda ayrıca türkcə blog açmaq istəyirəm ki, qarışıqlıq olmasın) Yəni daha ciddi və səliqəli yazmaq istəyirəm)
Ayuk çox gözəl yazmısan )) Ellerine saalık ))) bu hövsələsiz vaxtımda təsəvvür edə bilməzdim nəsə oxuyam amma cümlələri elə yazmısan ki hər birinin ardıyca digərini oxumaq həvəsi ilə həzz almamaq olmur ))) Əla))
Yorumun böyüklük limitini bilmirəm ama sevgi barədə ilk aglıma gələn-……………-ləri yazmıyacam
(
Təşəkkürlər Mefisto
)) Ne mutlu bana
)
Cavanıq hələ, bir gün yorumlarını paylaşırsın))
kovreldim ayuk(( coox gozel yazmisan…
Əsl sənin bu dövrünə uyğun imiş
NEAPALIM ANNEM ASK YAKALADI
hayatimi mahv etti…hayallerimi caldi…gencligimi aldi goturdu taaaaa uzaklara…umutlarimi param parca etti….dinlemedim seni ANNNEMMMM….neapalim aska tutuldum iste….husrana ugradim…. ayuk ashk cox gozeldir amma cox aldadicidir .sene uygun olmayan insanla seni birlesdire bilir…..ve….sonra benim gibi annnnnem dersin:)
Bu cümlələri demək tonun demək olar hər gün yadıma düşür
super)))
Cox xoshuma geldi bu yazi
ela,like